Erken Doğum Nedir?
Erken doğum, normal gebelik süresinin tamamlanmadan önce gerçekleşen doğum olayıdır. Tıbbi terminolojide, gebeliğin 37. haftasından önce meydana gelen tüm doğumlar erken doğum kategorisinde değerlendirilir. Bu durum, hem anne hem de bebek için çeşitli sağlık riskleri taşıyabilir ve dünya genelinde yaklaşık her 10 bebekten birini etkileyen önemli bir perinatal sağlık sorunudur.
Erken doğumun tanımı ve özellikleri:
- Gebeliğin 20-37. haftalar arasında gerçekleşen doğum süreci
- Bebeğin organ gelişiminin henüz tam olarak tamamlanmamış olması
- Doğum ağırlığının genellikle 2500 gramın altında olması
- Solunum sistemi immatüritesi ve diğer organ yetmezlikleri riski
- Neonatal yoğun bakım ünitesinde tedavi gereksinimi
- Uzun vadeli gelişimsel ve nörolojik komplikasyon potansiyeli
- Anne ve bebek arasında bağlanma sürecinin gecikebilmesi
Erken doğum vakalarının şiddeti, doğumun gerçekleştiği gebelik haftasına göre belirlenir.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, erken doğum komplikasyonları 5 yaş altı çocuk ölümlerinin önde gelen nedeni arasında yer almaktadır.
Bu nedenle, risk faktörlerinin erken tespit edilmesi ve uygun müdahalelerin zamanında yapılması kritik öneme sahiptir.
Modern tıbbın gelişmesiyle birlikte, erken doğan bebeklerin yaşam şansı önemli ölçüde artmıştır. Ancak, erken doğumun önlenmesi her zaman en iyi yaklaşım olarak kabul edilir. Gebelik sürecinde düzenli takipler, beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi ve risk faktörlerinden kaçınılması, erken doğum riskini minimize etmede etkili stratejilerdir.
Kaçıncı Haftadan Önce Olan Doğumlar Erken Sayılır?
Normal gebelik süresi 37-42 hafta arasında olarak kabul edilir ve 37. haftadan önce gerçekleşen doğumlar erken doğum olarak sınıflandırılır. Tıp dünyasında bu sınır çok net bir şekilde belirlenmiştir çünkü bebeğin akciğerleri, sinir sistemi ve diğer vital organları 37. haftadan itibaren doğum sonrası yaşam için yeterli olgunluğa ulaşır. Erken doğum riski, gebelik haftası azaldıkça exponansiyel olarak artar ve bebeğin sağlık sorunları yaşama ihtimali yükselir.
Erken doğumun sınıflandırılması:
- Son derece erken doğum: 28. haftadan önce (ekstrem prematüre)
- Çok erken doğum: 28-32. haftalar arası (çok prematüre)
- Orta derecede erken doğum: 32-34. haftalar arası (orta prematüre)
- Geç erken doğum: 34-37. haftalar arası (geç prematüre)
- Erken term doğum: 37-39. haftalar arası (erken term)
- Tam term doğum: 39-41. haftalar arası (tam term)
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, erken doğum oranları dünya genelinde %5-18 arasında değişmektedir.
Gebelik süresindeki her hafta, bebeğin organ gelişimi ve yaşam şansı açısından kritik öneme sahiptir
çünkü özellikle akciğer matürasyonu, beyin gelişimi ve bağışıklık sistemi olgunlaşması için gerekli süreyi tamamlamak hayati önem taşır. Bu nedenle gebeliğin mümkün olduğunca 37. haftaya kadar sürdürülmesi hedeflenir ve bu süreçte anne adayının düzenli takibi büyük önem kazanır.
Erken Doğumun Belirtileri Nelerdir?
Erken doğum belirtilerini tanımak, anne ve bebek sağlığı açısından kritik öneme sahiptir. Gebeliğin 37. haftasından önce başlayan doğum süreci, çeşitli fiziksel ve hormonal değişikliklerle kendini gösterir. Bu belirtilerin erken fark edilmesi, tıbbi müdahale şansını artırarak doğumun geciktirilmesi veya kontrol altına alınması mümkün hale getirir.
Belirtiler:
- Düzenli ve giderek sıklaşan karın kasılmaları (10 dakikada bir veya daha sık)
- Alt sırt ağrısı ve pelvik bölgede baskı hissi
- Vajinal akıntıda artış, su gelme veya kanlı akıntı
- Kramp benzeri karın ağrıları ve ishal
- Bebek hareketlerinde azalma veya değişiklik
- Ateş, titreme ve genel rahatsızlık hali
- Nefes almada güçlük ve kalp çarpıntısı
Bu belirtiler arasında en önemlisi düzenli kasılmalardır.
Normal Braxton Hicks kasılmalarından farklı olarak, erken doğum kasılmaları düzenli aralıklarla gelir ve zamanla şiddetlenir
. Kasılmalar genellikle sırt ağrısıyla başlayıp karın bölgesine yayılır ve dinlenmekle geçmez. Ayrıca serviks açılması ve silinmesi de erken doğum sürecinin önemli göstergelerindendir.
Belirtilerin şiddeti ve süresi kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Bazı kadınlarda belirtiler yavaş yavaş gelişirken, diğerlerinde ani ve şiddetli olabilir. Herhangi bir şüpheli belirti durumunda derhal sağlık kuruluşuna başvurulması, hem anne hem de bebek için hayati önem taşır. Erken tanı ve müdahale, olası komplikasyonları minimize ederek daha iyi sonuçlar elde edilmesini sağlar.
Erken Doğumun Nedenleri
Erken doğum, gebelik sürecinde birçok farklı faktörün etkisiyle ortaya çıkabilen karmaşık bir durumdur. Bu durumun arkasında yatan nedenler genellikle organik, çevresel ve psikolojik faktörler olmak üzere üç ana kategoride incelenmektedir. Erken doğuma yol açan faktörlerin doğru bir şekilde anlaşılması, hem risk değerlendirmesi hem de önleyici tedbirlerin alınması açısından kritik öneme sahiptir.
Gebelik sürecinde meydana gelen erken doğum vakalarının büyük bir kısmı, anne adayının genel sağlık durumu ve gebelik öncesi mevcut olan tıbbi koşullarla doğrudan ilişkilidir. Özellikle kronik hastalıklar, enfeksiyonlar ve anatomik problemler bu süreçte belirleyici rol oynamaktadır. Ayrıca gebelik sırasında gelişen komplikasyonlar da erken doğum riskini önemli ölçüde artırmaktadır.
| Risk Faktörü Kategorisi | Yaygınlık Oranı | Önlenebilirlik Durumu |
|---|---|---|
| Enfeksiyonlar | %25-30 | Yüksek |
| Serviks Yetmezliği | %15-20 | Orta |
| Çoğul Gebelik | %20-25 | Düşük |
| Stres ve Psikolojik Faktörler | %10-15 | Yüksek |
Modern tıp literatüründe erken doğum nedenlerinin kapsamlı bir şekilde sınıflandırılması, doktorların daha etkili tedavi protokolleri geliştirebilmesi için hayati önem taşımaktadır. Bu nedenler arasında genetik predispozisyon, hormonal dengesizlikler ve immünolojik faktörler de yer almaktadır.
Erken doğum vakalarının yaklaşık %40-50’sinde kesin bir neden belirlenemezken, geri kalan vakalarda birden fazla risk faktörünün bir arada bulunduğu görülmektedir.
Organik Nedenler
Organik nedenler, anne adayının fiziksel sağlık durumu ve anatomik yapısıyla doğrudan ilişkili olan faktörleri kapsamaktadır. Serviks yetmezliği, rahim içi enfeksiyonlar, plasenta sorunları ve çoğul gebelikler bu kategori içerisinde yer alan başlıca nedenlerdir. Özellikle serviksin zamanından önce açılması ve kısalması, erken doğuma yol açan en sık görülen organik nedenlerden biridir. Ayrıca daha önceki gebeliklerde yaşanan travmalar, cerrahi müdahaleler ve doğuştan gelen anatomik anomaliler de bu süreçte etkili olmaktadır.
Enfeksiyöz hastalıklar, özellikle ürogenital sistem enfeksiyonları, erken doğum riskini ciddi şekilde artıran organik faktörler arasında yer almaktadır. Bakteriyel vajinoz, koryoamniyonit ve üriner sistem enfeksiyonları bu bağlamda en sık karşılaşılan durumlar olarak öne çıkmaktadır. Bu enfeksiyonlar, hem doğrudan rahim kasılmalarını tetikleyebilir hem de inflammatory süreçler başlatarak erken doğum zincirini harekete geçirebilir.
Çevresel ve Psikolojik Nedenler
Çevresel faktörler arasında sigara kullanımı, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı, yetersiz beslenme ve çevresel toksinlere maruz kalma yer almaktadır. Sigara kullanımı, plasental kan akımını azaltarak ve oksijen seviyelerini düşürerek erken doğum riskini iki katına kadar çıkarabilmektedir. Ayrıca hava kirliliği, kimyasal maddelere maruz kalma ve radyasyon gibi çevresel faktörler de gebelik sürecini olumsuz etkileyebilmektedir.
Psikolojik stres faktörleri, son yıllarda erken doğum nedenleri arasında giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Kronik stres, depresyon, anksiyete bozuklukları ve sosyal destek eksikliği gibi durumlar, hormonal dengeyi bozarak erken doğum riskini artırmaktadır. Stres hormonlarının artması, özellikle kortizol seviyelerindeki yükselme, rahim kasılmalarını tetikleyebilir ve erken doğum sürecini başlatabilir. Aile içi şiddet, ekonomik zorluklar ve sosyal izolasyon da bu kategoride yer alan önemli risk faktörleridir.
Haftalara Göre Risk Dereceleri (28-37. hafta arasındaki)
Erken doğum risklerini değerlendirirken gebelik haftası kritik bir faktördür. 28-37. haftalar arasında gerçekleşen doğumlar farklı risk seviyelerine sahiptir ve her hafta bebeğin hayatta kalma şansını önemli ölçüde artırır. 28. haftadan önce olan doğumlar çok erken doğum kategorisinde yer alırken, 32. haftadan sonra risk dereceleri kademeli olarak azalmaya başlar. Gebelik süresinin uzaması, bebeğin akciğer gelişimi, beyin olgunlaşması ve genel organ fonksiyonları açısından hayati önem taşır.
Gebelik Haftalarına Göre Risk Dereceleri ve Komplikasyonlar
| Gebelik Haftası | Risk Derecesi | Yaşam Oranı | Başlıca Komplikasyonlar |
|---|---|---|---|
| 28-31 hafta | Çok Yüksek | %85-95 | Solunum sıkıntısı, beyin kanaması, nekrotizan enterokolit |
| 32-33 hafta | Yüksek | %95-98 | Geçici solunum desteği, beslenme güçlükleri |
| 34-36 hafta | Orta | %98-99 | Hafif solunum problemleri, vücut ısısı düzenleme |
| 37 hafta | Düşük | %99+ | Minimal komplikasyon riski |
32. haftadan sonra erken doğum riski azalsa da, bebeğin tam olgunlaşması için 37. haftayı tamamlaması idealdir. 34-36. haftalar arasında doğan bebekler genellikle daha az yoğun bakım gereksinimi duyarken, bu dönemde doğan bebeklerde en sık karşılaşılan sorunlar geçici solunum güçlükleri ve vücut ısısını düzenlemede yaşanan problemlerdir. Bu haftalarda doğan bebeklerin hastanede kalış süreleri genellikle birkaç gün ile birkaç hafta arasında değişmektedir.
37. haftaya ulaşan gebelikler artık miad olarak kabul edilir ve komplikasyon riski dramatik şekilde azalır. Ancak her gebelik farklı olduğu için, risk değerlendirmesi yapılırken sadece hafta sayısı değil, annenin genel sağlık durumu, bebeğin gelişimi ve varsa ek risk faktörleri de dikkate alınmalıdır. Modern tıp teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, özellikle 28. haftadan sonra doğan bebeklerin yaşam şansları ve uzun vadeli sağlık prognozları önemli ölçüde iyileşmiştir.
Erken Doğumu Tetikleyen Faktörler
Erken doğum riskini artıran çeşitli tetikleyici faktörler, gebelik sürecinde anne ve bebeğin sağlığını doğrudan etkiler. Bu faktörlerin bilinmesi ve gerekli önlemlerin alınması, erken doğum riskini önemli ölçüde azaltabilir. Özellikle yaşam tarzı faktörleri, çevresel etkenler ve gebelik sürecindeki davranış değişiklikleri bu konuda kritik rol oynar.
Tetikleyici faktörler:
- Sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı
- Aşırı fiziksel aktivite ve ağır kaldırma
- Yoğun stres ve psikolojik baskı
- Yetersiz beslenme ve vitamin eksiklikleri
- Çevresel toksinlere maruz kalma
- Düzenli prenatal kontrollerin ihmal edilmesi
- Gebelikte düşme veya travma yaşanması
Sigara kullanımı ve alkol tüketimi, erken doğum için en önemli değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer alır. Bu maddelerin kullanımı plasentanın kan akımını bozarak bebeğin gelişimini olumsuz etkiler ve erken doğum riskini iki katına çıkarabilir.
Gebelik süresince sigara içen kadınlarda erken doğum riski %30-50 oranında artış gösterir.
Aynı şekilde, gebelik döneminde maruz kalınan yoğun stres de hormonal dengeyi bozarak doğum eylemini tetikleyebilir.
Beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı seçimleri de erken doğum riskini önemli ölçüde etkiler. Yetersiz protein alımı, folik asit eksikliği ve düzensiz beslenme, bebeğin sağlıklı gelişimi için gerekli besin maddelerinin eksikliğine yol açar. Bu durum hem anne hem de bebek için stres yaratarak erken doğum eyleminin başlamasına neden olabilir. Düzenli prenatal takiplerin aksatılması ise potansiel sorunların erken teşhis edilememesine ve gerekli müdahalelerin zamanında yapılamamasına sebep olur.
Erken Doğum Riski Olan Gebeler İçin Tedavi Yöntemleri
Erken doğum riski tespit edilen gebelerde uygulanacak tedavi yöntemleri, gebelik haftasına, annenin genel sağlık durumuna ve riskin ciddiyetine göre belirlenir. Doktorlar öncelikle gebeliği mümkün olduğunca uzatmayı ve bebeğin akciğer gelişimini desteklemeyi hedefler. Bu süreçte hem anne hem de bebek için en uygun tedavi planı oluşturularak, erken doğum riskinin minimize edilmesi sağlanır.
Tedavi yöntemleri:
- Yatak istirahati ve fiziksel aktivitelerin kısıtlanması
- Tokolitik ilaçlar ile doğum kasılmalarının durdurulması
- Kortikosteroid enjeksiyonları ile bebek akciğerlerinin olgunlaştırılması
- Antibiyotik tedavisi ile enfeksiyonların kontrolü
- Magnezyum sülfat uygulaması ile beyin koruması
- Servikal serklaj ameliyatı ile rahim ağzının güçlendirilmesi
- Progesterone desteği ile gebeliğin sürdürülmesi
Tedavi sürecinde hastane takibi genellikle gerekli hale gelir ve anne sürekli monitörizasyon altında tutulur.
Erken doğum tehlikesi yaşayan gebelerin %70-80’inde uygun tedavi yöntemleriyle gebelik güvenli bir süreye kadar uzatılabilmektedir.
Doktorlar bu süreçte annenin vital bulgularını, bebek kalp atışlarını ve rahim kasılmalarını yakından takip ederek tedavi planında gerekli düzenlemeleri yapar.
Modern tıbbın sunduğu bu tedavi seçenekleri sayesinde erken doğum riski olan gebelerin çoğunda başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Tedavinin etkinliği, riskin erken tespit edilmesi ve uygun müdahalenin zamanında yapılmasına bağlıdır. Gebelik takiplerinin düzenli olarak yapılması ve doktor önerilerine uyulması, tedavi başarısını önemli ölçüde artıran faktörler arasında yer alır.
Erken Doğum Önlenebilir mi?
Erken doğum birçok durumda önlenebilir bir durumdur, ancak bu tamamen risk faktörlerinin erken tespit edilmesi ve uygun önlemlerin alınmasına bağlıdır. Gebelik öncesi ve gebelik süresince alınan doğru yaklaşımlar, erken doğum riskini önemli ölçüde azaltabilir. Özellikle yüksek riskli gebelerin düzenli takip edilmesi ve gerekli tedavi protokollerinin uygulanması, bebeğin tam zamanda dünyaya gelmesi için kritik öneme sahiptir.
Önleme yöntemleri:
- Düzenli prenatal bakım ve kontroller yaptırmak
- Dengeli beslenme programı uygulamak ve gerekli vitamin desteği almak
- Sigara, alkol ve zararlı maddelerden tamamen uzak durmak
- Stres yönetimi teknikleri uygulamak ve yeterli dinlenme sağlamak
- Enfeksiyonlardan korunmak ve hijyen kurallarına dikkat etmek
- Kronik hastalıkların (diyabet, hipertansiyon) kontrol altında tutulması
- Aşırı fiziksel aktivitelerden kaçınmak ve uygun egzersiz programı izlemek
Önleme stratejilerinin başarısı büyük ölçüde gebenin bilinç düzeyi ve sağlık ekibiyle işbirliği yapmasına bağlıdır.
Erken doğum riskini en aza indirmek için gebelik öncesi dönemde bile sağlıklı yaşam tarzı benimsenmelidir
yaklaşımı, uzmanlar tarafından özellikle vurgulanmaktadır. Risk faktörlerinin elimine edilmesi ve proaktif yaklaşım sayesinde, erken doğum oranları önemli ölçüde düşürülebilir ve hem anne hem de bebek sağlığı korunabilir.
Erken Doğum Sonrası Bebek Bakımı ve Neonatal Yoğun Bakım Süreci
Erken doğum sonrası bebeklerin bakımı, normal doğum yapan bebeklerden çok daha karmaşık ve hassas bir süreç gerektirir. Prematüre bebekler, henüz tam olarak gelişmemiş organ sistemleri nedeniyle özel tıbbi bakım ve yakın izlem ihtiyacı duyarlar. Bu süreçte ailelerin bilgi sahibi olması ve sağlık ekibiyle koordineli çalışması, bebeğin sağlıklı gelişimi açısından kritik öneme sahiptir.
Neonatal yoğun bakım ünitesinde (NYBU) gerçekleştirilen bakım süreci, bebeğin gestasyon yaşına, doğum ağırlığına ve genel sağlık durumuna göre şekillenir. Erken doğum yapan bebeklerin çoğu, solunum desteği, beslenme yardımı ve enfeksiyon kontrolü gibi temel yaşam destek sistemlerine ihtiyaç duyar. Bu süreçte kullanılan modern teknoloji ve uzman sağlık ekibinin deneyimi, bebeğin yaşam kalitesini doğrudan etkiler.
| Gestasyon Yaşı | Ortalama NYBU Süresi | Temel Bakım Gereksinimleri |
|---|---|---|
| 28-32 hafta | 8-12 hafta | Solunum desteği, beslenme tüpü, enfeksiyon kontrolü |
| 32-34 hafta | 4-8 hafta | Kısmi solunum desteği, oral beslenme geçişi |
| 34-37 hafta | 1-4 hafta | Beslenme desteği, vücut sıcaklığı kontrolü |
| 37+ hafta | Birkaç gün | Gözlem, temel bakım |
NYBU sürecinde aileler, bebeklerinin bakımına aktif olarak katılmaya teşvik edilir.
Kanguru bakımı olarak bilinen ten tene temas, prematüre bebeklerin gelişimini hızlandıran en etkili yöntemlerden biridir
Bu yaklaşım, bebeğin vücut sıcaklığını düzenlemeye yardımcı olurken, anne-bebek bağını güçlendirir ve bebeğin stres seviyesini azaltır.
Bebek Bakımında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Prematüre bebeklerin bakımında en önemli faktörlerden biri enfeksiyon kontrolüdür. Bu bebekler, bağışıklık sistemlerinin henüz tam olarak gelişmemiş olması nedeniyle enfeksiyonlara karşı oldukça hassastır. El hijyeni, steril ortam koşulları ve ziyaretçi kontrolü gibi önlemler titizlikle uygulanmalıdır. Ayrıca bebeğin beslenme düzeni, uyku pozisyonu ve çevresel faktörler sürekli izlenmeli ve gerektiğinde ayarlanmalıdır.
Neonatal Yoğun Bakım Sürecinde İzlenecek Adımlar
NYBU sürecinde izlenen temel adımlar, bebeğin vital bulgularının sürekli monitorizasyonu, beslenme programının düzenlenmesi ve gelişimsel bakım uygulamalarını içerir. Erken doğum yapan bebeklerin solunum fonksiyonları, kalp atış hızı, kan basıncı ve oksijen saturasyonu 24 saat boyunca takip edilir. Beslenme süreci, başlangıçta intravenöz yoldan başlayarak kademeli olarak anne sütü veya özel formüllerle desteklenir. Bu süreçte ailelerin eğitimi ve psikolojik desteği de bakımın ayrılmaz bir parçasıdır.
Sık Sorulan Sorular
Gebeliğin hangi haftasından sonra doğum normal kabul edilir?
Normal doğum gebeliğin 37. haftasından sonra gerçekleşir. 37. haftadan önce olan tüm doğumlar erken doğum olarak sınıflandırılır. Tam dönem doğum ise 39-40. haftalar arasında gerçekleşen doğumlardır.
Erken doğum belirtilerini nasıl ayırt edebilirim?
Erken doğum belirtileri arasında düzenli kasılmalar, bel ağrısı, karın altında kramp benzeri ağrılar, vajinal kanama veya lekelenme, su gelme, pelvik baskı hissi ve vajinal akıntıda değişiklik yer alır. Bu belirtilerden herhangi birini yaşıyorsanız derhal doktorunuza başvurmalısınız.
Hangi durumlar erken doğum riskini artırır?
Çoğul gebelik, enfeksiyonlar, serviks yetmezliği, önceki erken doğum öyküsü, sigara ve alkol kullanımı, yaş faktörü (18 yaş altı veya 35 yaş üstü), kronik hastalıklar, stres ve beslenme bozuklukları erken doğum riskini artıran başlıca faktörlerdir.
32. haftada doğan bir bebek için hangi riskler söz konusudur?
32. haftada doğan bebekler orta derece prematüre kategorisindedir. Solunum güçlüğü sendromu, beslenme problemleri, enfeksiyon riski, termoregülasyon sorunları ve gelişim geriliği riskleri bulunur. Ancak modern neonatal bakım ile hayatta kalma oranları %95’in üzerindedir.
Erken doğum tehdidi olan gebelere hangi tedaviler uygulanır?
Tedavi seçenekleri arasında yatak istirahati, tokoliz (doğumu geciktirici ilaçlar), kortikosteroid tedavisi (bebek akciğerlerinin olgunlaşması için), antibiyotik tedavisi, serviks cerclage (serviks dikişi) ve magnezyum sülfat tedavisi yer alır. Tedavi planı gebelik haftası ve riskin derecesine göre belirlenir.
Stres erken doğuma neden olabilir mi?
Evet, kronik stres erken doğum riskini artıran önemli bir faktördür. Stres hormonları uterus kasılmalarını tetikleyebilir ve enflamatuar süreçleri aktive edebilir. Gebelik döneminde stres yönetimi, gevşeme teknikleri ve psikolojik destek alınması önemlidir.
Erken doğum tamamen önlenebilir mi?
Erken doğumun tamamı önlenemez, ancak risk faktörleri kontrol altına alınarak önemli ölçüde azaltılabilir. Düzenli prenatal takip, sağlıklı yaşam tarzı, enfeksiyonların tedavisi, sigara ve alkolden kaçınma, uygun beslenme ve stres yönetimi gibi önlemlerle risk minimize edilebilir.
Prematüre bebeklerin neonatal yoğun bakımda kalma süresi ne kadar olur?
Kalış süresi bebeğin doğum haftası ve sağlık durumuna bağlıdır. 28-32 hafta arası doğan bebekler genellikle 6-10 hafta, 32-36 hafta arası doğanlar 2-6 hafta kalabilir. Bazı bebekler sadece birkaç gün gözlem altında tutulurken, bazıları aylarca yoğun bakım gerektirebilir.
İkiz gebelikte erken doğum riski ne kadar yüksektir?
İkiz gebelikte erken doğum riski tekiz gebeliğe göre 6-7 kat daha yüksektir. İkizlerin yaklaşık %60’ı 37. haftadan önce doğar. Üçüz ve daha fazla bebek bekleyen gebeliklerde bu oran daha da artar. Bu nedenle çoğul gebelikler daha yakın takip gerektirir.
Erken doğum sonrası bebek gelişimi nasıl etkilenir?
Erken doğan bebeklerde gelişim geriliği riski bulunur ancak erken müdahale programları ile bu riskler minimize edilebilir. Fizik tedavi, konuşma terapisi, özel eğitim desteği gibi erken müdahale hizmetleri bebeğin gelişim potansiyelini maksimize eder. Çoğu prematüre bebek zamanla yaşıtlarını yakalar.